BALIK PROFESÖRÜNÜN AV GÜNCESİ
Vedat Abayoğlu
Gece avına devam etmekte kararlıydım. Partner arayışlarım boşa çıkınca, Sevgili Zeki'nin hediyesi olan viskiden bir bardak yuvarladım. O koca deniz, karanlık, açıklarda beni bekleyen dalgalar, hemen hepsi gözüme hoş görünmeye başladı. Ben değil miydim hep ihtiyarlamaya baş kaldıran. Ne o, ihtiyarladın da mı korkuyorsun? Eh, azıcık takviyeye ihtiyacın olabilir. O da tamam işte, haydi yürü be, dedim kendi kendime.
Işıldağımı kafama geçirdim, balık bulucumu açtım, GPS'imi ayarladım.
Varacağım mesafe 2950 metre yazdı, yutarım onu 15 dakika içinde dedim ve gazladım.
Barınağımızın önü arkası gece bırakılan dönek ağlarıyla doluydu. Hiç birine toslamadan aralarından sıyrıldım. Yarım ay yolumu zaten aydınlatmaktaydı, kafa fenerimi söndürdüm. Balık bulucumun beni rahatlatan ışığı yetiyordu. Yolda, üç gündür eve gelmeyen asil kedim Dudu geldi aklıma, hüzünlendim.
Sonrasında tekrar kendi kendimle konuşmaya başladım. İlla ki keyfini kaçıracak bir şeyler bulursun, bak keyfine be oğlum dedim ve rahatladım.
Bu durum fazla sürmedi, tekrar yüreğim yanmaya başladı.
İlhan, Türk zıpkıncılarına büyük hizmet veren, arkadaşım, Orca Balıkçılığın sahibi, o hayat dolu genç insan tekrar denizlerde kaybolmuştu. İş bu kere daha ciddiydi. İyice kötümserliğim tuttu, gitti İlhan dedim, kendini balıklara verdi.
Çok sulu gözümdür, hazır kimse ortada yokken, doyasıya ağladım, hem İlhan'a, hem de Dudu'ya. Yaklaştığım kerterizimin tam üstüne gelebildim.
Çift rüzgâr çapalarımın ikisini de denize koyuverdim, kerteriz üstü, altı gayet yavaş akarak, diplerin hakkını vererek avlanacaktım.
İki adet bot kamışımı da takımladım, yemledim ve karanlık sulara bıraktım. İncecik ip misinalarımın da avantajıyla dibe indiğimde apikoda kalabildim.
Vuruşlar arka arkaya geldi. İki kamışımın da belleri iyice büküldü, kalamalarım coştu.
Sırasıyla, keyifle, heyecanla, mücadeleyle, dolu dolu uğraştım. İlkini aldım. Çift istakarozdu. İkincisi bir garip zorluyordu. Balık, kamışımın ucunu teknenin altına doğru zorluyor, boşluyor, hemen ardından daha delice, acımasızca yükleniyor, oltaya adeta kamışımın ve misinalarımın direncini test edercesine asılıyordu.
Ama Shimanom cevabında gecikmedi. Ayarlı kalamasını kademeli koyuverdi, onları yordu, yavaşlamalarını sağladı. Son yüklenmeleri de para etmedi, yenildiler; yendim onları.
Ne Dudu, ne İlhan artık aklımda değillerdi.
Sonrasında limitleri geçtiğimde aklım, başıma geldi, yeterdi, hatta fazlaydı.
Geri salmaya kıyamadım, yuh olsun bana.
Geri döndüm, üzüntülerime tekrar kavuştum, livarımda balık tıngırtıları eşliğinde, yatağımı bile doğru dürüst sermeden üstüm açık dalmışım, belki de sızmışım.